Efes Antik Kenti, Efes Harabeleri hakkında her şey

Antik kent Efes (Ephesus) hakkında bilgi

Page 4 of 6

Efes Bölgesindeki Mağaralar

Efes Antik Kenti ve civarında yapılan kazı çalışmalarında bir çok mağara keşfedilmiştir. 1970 yılında keşfedilen Kuşini Mağarası’nda gerçekleştirilen araştırmalara göre, Romalılar döneminde mermer ocağı olarak kullanıldığı ve M.S 2. yüzyılda bu mağaradan mermerler alındığı tespit edilmiştir. Kuşini Mağarası Selçuk İzmir  yolunun 7. kilometresinde sağ tarafta yer almaktadır.

Efes bölgesinde yapılan bir başka araştırmada bulunan Damlataş Mağarası ise Selçuk ile Kuşini mağarası arasında bulunan Kurudağ’ın güney yamacında yer almaktadır. Mağarada yapılan araştırmalardaki buluntulara göre Damlataş Mağarası’nın M.Ö. 400 ile M.S. 400 yılları arasında Grek ve Romalılar tarafından kült yeri olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.

1977 yılında yapılan yüzey araştırmalarında ise Selçuk Şirince Köyü kenarında Sütini Mağarası keşfedilmiştir. Girişi yanyana iki delikten oluşan Sütini Mağarasının içerisine 1982 yılında girilmiş ve kaya mezarlığı bulunmuştur.

Efes Vedius Gymnasium

Efes’li bir zengin tarafından M.S. 2. yüzyılda Vedius Antonius adına yaptırılmış olan Vedius Gymnasium hem sportif hem de kültürel eğitimin yapıldığı görkemli bir yapıya sahiptir. Orta bölümünde tören salonu, soyunma odası ve hamam, doğu bölümünde bir avlu bulunmaktadır.

Vedius Gymnasium’dan harabelere doğru ilerlerken sol tarafta ise stadyum bulunmaktadır. Roma İmparatoru Neron döneminde yapıldığı ifade edilen Stadyum 230×40 metre boyutlarındadır ve Panayır Dağı’nın kuzey yamacına kurulmuştur. Stadyumun doğu kısmında gladyatör oyunları ve hayvanlar için bölümler yer almaktadır.

Vedius Gymnasium’un yapıldığı dönemlerde bir çok spor yarışlarına, gladyatör oyunlarına, olimpiyatlara, araba yarışlarına ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yaptığı düşünülmektedir.

Tarihte Efes ve Efes Efsanesi

Efes bölgesinin yerleşke olarak kullanıldığı ilk tarihler  M.Ö. 11. yüzyıla aittir. Tunç çağının yaşandığı o dönemlerde Arzawa’nın başşehri Apasa adı ile tarihe adı geçen Efes yüzyıllar boyunca çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış önemli liman kenti olmuştur. Kalkolitik çağın yaşandığı M.Ö. 5. yüzyıldaki Efes’in yerleşim yerleri Çukuriçi Höyük Ephesos ismi ile anılan bugün ki  Hellenistik şehir surundaki Magnesia Kapısı’nın doğusunda, Arvalya Höyük diye anılan yerleşim yeri ise ise Selçuk’tan Kuşadası’na uzanan modern asfaltın hemen yanında yer almaktadır. Yerleşim yeri sürekli değişen Efes şehrinin Ephesos olarak anıldığı M.Ö. 2. yüzyıla denk gelen son tunç çağında ise yerleşim Ayasuluk tepesine doğru kaymıştır.

Efes’e ithaf edilen bir efsane de,  Attikalı kralın oğlu Androklos’un domuzu öldürdüğü yer de Attikalı Kralı Efes şehrini kurmuştur. Bu efsanenin tasvir edildiği kabartmanın tarihinin Roma İmparatorluğu dönemine ait olduğu tespit edilmiştir. Bu kabartma bugün Efes harabeleri içerisinde yer alan Hadrian Tapınağı’nın ön kısmında yer almaktadır.

Efes-Celsus Kütüphanesi

Celsus Kütüphanesi, Efes Harabeleri içerisinde yer alan ve Roma dönemine ait en güzel eserlerden biridir. Romalı Mimar Vitruoya’nın eseri olan Celsus Kütüphanesi, M.S. 135 yılında Efes Valisi Julius Celsus Halemaeanus’un vefat etmesinin ardından oğlu Julius Agiula tarafından babasına ithafen yaptırılmıştır. Celsus’un mezarı kütüphanenin batı duvarının altında yer almaktadır. Döneminde hem kütüphane hem de anıt mezar olarak kullanılmıştır.

Celsus Kütüphanesi dışarıdan bakıldığında iki katlı görünse de 15 mt yüksekliğinde tek bir salondan oluşmaktadır. 1970 ve 1980 yıllarında restorasyon yapılmıştır. Efes Harabeleri kazı çalışmalarında kütüphanede bulunan kitap ruloları ile duvar nişleri saklanmaktadır. Celsus’un mezarının bulunduğu yerde ki heykeli İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde yer alıyor.  Celsus Kütüphanesi dönemin bilim adamları ile düşünürlerinin yetişmesinde ev sahipliği yapmıştır.

Efes Liman Caddesi-Arkadiana

Efes Harabelerini gezmek için kullanılan ve limandan tiyatroya kadar uzanan cadde Helenistik Dönem’de yapılmış olmasına rağmen İmparator Arkadianus tarafından onarılması nedeni ile Arkadiana ismini almıştır.

Efes Liman Caddesi – Arkadiana 11 metre genişliğinde 350 metre uzunluğunda görkemli bir caddedir. Caddenin iki yanında yer alan mermer sütunlar günümüze kadar ulaşmış ve hala olduğu yerde korunmaktadır. Tamamı ile mermer ile kaplı Arkadiana’nın altında limana kadar uzanan kanalizasyon olduğu ortaya çıkarılmıştır.

Efes Liman Caddesi – Arkadiana Kral yolu ismi ile de anılmaktadır. Efes’in önemli liman kentlerinden biri olması nedeni ile tüm mal ve servetin aktığı önemli bir caddedir. Limana görkemli bir kapı ile açılan Efes liman Caddesi – Arkadiana da önemli gösterilerin ve dini törenlerinde düzenlendiği yapılan kazı çalışmalarında ortaya çıkarılmıştır.

 

 

 

Efes – İsa Bey Camii

Ayasuluk Kalesi ile St. Jean Kilisesi’nin bulunduğu Ayasuluk Tepesi’nin batı yamacında yer alan İsa Bey Camii Selçuklu mimarisi ile yapılmış önemli eserlerden biridir. İsa Bey tarafından 1375 yılında ünlü mimar Ali İbn Ed Dımışki’ye inşa ettirilen İsa Bey camisinde Efes harabelerinden ve Artemis Tapınağı’ndan getirtilen mimari parçalar ve sütunlar kullanılmıştır.

İsa Bey Camisi konumu ile de ilgi çeken bir eserdir. Dönemin halklarını bir araya getiren putperest tapınakları ve Hristiyan kiliseleri arasında yer almaktadır. Selçuklu döneminde yapılan İsa Bey Camisi, sunaklı avlusu ile Türk cami mimarisi örneği, batıya açılan anıtsal kapı, fayans mozaikler ve motifleri ile Selçuklu mimarisinin en önemli eserlerinden biridir.

İsa Bey Camisi’nin batıya açılan anıtsal kapı üzerinde yer alan kitabe de şu sözler bulunmaktadır;

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla bu mübarek caminin inşa edilmesini Büyük Sultan, Millet Fertlerinin Maliki, İslam’ın ve Müslümanların Sultanı, Devletin, Dinin ve Dünyanın Medarı İftiharı Aydınoğlu Mehmet oğlu İsa emretti. Tanrı mülkününü ebedi kılsın. Ali İbni Dımışki yaptı ve bunu Şevval Ayı’nın 9’unda ve 776 senesinde yazdı.

 

 

 

Efes-St.Jean Kilisesi

Efes Ayasuluk tepesininin güneyinde yer alan St. Jean Kilisesinin tarihi M.S. 2. yüzyıla dayanmaktadır. Hristiyanlarca inanılan efsaneye göre St. Jean tepede yaşamış ve burada ölmüştür. Mezarının üzerine bir anıt dikilmiş M.S. 4. yüzyılda ise bu kilise inşa edilmiştir.

St. Jean Kilisesi Bizans dönemi yapılarının içerisinde en görkemli olanıdır. Haç şeklinde yapılmış olan St. Jean Kilisesine M.S. 527-565 yıllarında Justinyen tarafından kubbeli bir bazilika ilave edilmiştir. Arap akınlarından korunmak amacı ile çevresine surlar yapılmış ve bu surlar Ayasuluk Kalesine bağlanmıştır.

St. Jean Kilisesi içerisinde hazine dairesi, narteks, nefler, atrium, şapel, mezar odası ve vaftizhane bölümleri bulunmaktadır. Kilisenin sütun başlıklarında İmparator Justinien ve İmparatoriçe Theodora’nın monogramları günümüze kadar gelmiştir. Ortaçağdan beri St. Jean’ın mezarından kalkan tozların şifalı olduklarına inanılmış ve Hristiyanlarca bu kilise haç yerine dönüşmüştür.

 

 

 

Efes Arkeoloji Müzesi

İzmir Efes‘te yer alan Efes Arkeoloji Müzesi, Efes ve çevresinde yapılan kazı çalışmaları neticesinde bulunan Klasik, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserleri sergilemektedir. Efes Arkeoloji Müzesi tarihi eserleri barındırması haricinde çeşitli kültürel etkinliklere de ev sahipliği yapmaktadır.

Efes Arkeoloji Müzesinde yer alan tarihi eserler kronolojik sıra yerine eserlerin sadece Efes Antik Kentine ait olması nedeni ile bulunduğu yere göre sergilenmektedir. Efes Arkeoloji Müzesi’nde yer alan salonlar; Yamaç Evler ve Ev Buluntuları Salonu, Sikke ve Hazine Bölümü, Mezar Buluntuları Salonu, Efes Artemisi Salonu, İmparator Kültleri Salonu isimleri ile anılmaktadır.

Efes Arkeoloji Müzesinde yer alan ve dünyaca tanınmış eserler arasında iki adet büyük Artemis heykeli, Eros başı, Yunuslu Eros heykelciği  ve Sokrates başı sayılabilir. Şu anda yaklaşık 50 Bin eserin sergilendiği Efes Arkeoloji Müzesi’ndeki salonlar yeterli gelmediği için müze etrafındaki tarihi yapılar da müzeye çevrilerek ziyaretçi kabul etmektedir.

 

 

 

 

Efes-Ayasuluk Kalesi

Efes Antik Kenti’nin ilk yerleşim yeridir Ayasuluk Tepesi. Helenistik Dönem’de altın çağını yaşayan Efes, en önemli liman kenti olarak geçmiştir tarih kitaplarına. Zaman içerisinde yer değiştiren Efes Kenti Bizans döneminde yeniden ilk yerleşim yerine dönmüştür.

Ayasuluk Kalesi M.S. 7 ve 8. yüzyıllarda Arap saldırılarından korunmak amacı Bizanslılar tarafından yapılmıştır.St. Jean kilisesininde içinde bulunduğu alan 20 kule ve kuleleri birbirine bağlayan surlar ile çevrilmiştir. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Ayasuluk Kalesi restore edilmiştir. Efes antik kentine bakan büyük bir kapı yer almaktadır.

Geçmişte Ayasuluk Kalesi’nin ön cephesinde 4 adet heykel yer almaktaydı. İlim, Erdem, Akıl ve Kader’i simgeleyen bu heykeller şu an Viyana müzesi’nde korunmaktadır.

 

 

Efes-Serapis Tapınağı

Efes Antik Kent içerisinde yer alan Serapis Tapınağı Efes’in en ilginç yapılarından biridir. Celsus Kütüphanesi’nin arkasında yer alan Serapis Tapınağı’nın Mısırlılar tarafından yapıldığı varsayılmaktadır. Çevreye egemen bir konumda bulunan Serapis Tapınağı 3 yanı stoalar ile çevrili bir alana bitişiktir.

Barok stil özelliklerini taşıyan ve M.S. 138-192 Antoninler Dönemi mimari süsler ile oyulmuş yapı parçaları yer almaktadır. Yapılan kazı çalışmalarında yıkıntılar arasında bulunan Mısır granitinden yapılı heykel ve yazıt nedeni ile Serapis dinine giren kişilere adandığı görüşü yer almaktadır. Bu nedenle tapınağa Serapis Tapınağı adı verilmiş, Hristiyanlık döneminde ise tapınak kiliseye dönüştürülmüştür.

 

 

 

 

Page 4 of 6

Powered by WordPress & Theme by Anders Norén