Efes Antik Kenti, Efes Harabeleri hakkında her şey

Antik kent Efes (Ephesus) hakkında bilgi

Page 3 of 6

Bulutlara Yükselen Tapınak: Artemis

“Kadim Babillilerin kudretli işçiliğini ve Mausoleus’in mezarını gördüm. Ama bulutlara doğru yükselen Efes’teki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümü gölgede kalmıştı.”

İskenderiyeli filozof Philon bu sözleri günümüzde dünyanın 7 harikasından biri olarak kabul edilen Efes Antik Kenti içerisinde bulunan Artemis Tapınağı için söylemişti.

Bu sözlerin üzerinden binlerce yıl geçmesine ve yalnızca bir sütun kalmasına rağmen Artemis Tapınağı’nı görmek isteyen yerli ve yabancı ziyaretçilerin akınına uğruyor.

Diana Tapınağı olarak da bilinen ve M.Ö. 550 yılında yapımı tamamlanan Artemis Tapınağı, Yunan Mitolojisi’ndeki bereket tanrısı Artemis’e ithaf edilmiştir. Kaynaklar, Artemis’in bereket tanrısı olması nedeniyle helenistik dönemde tapınağın hem ibadethane hem de pazaryeri olarak kullanıldığını belirtmiştir.

Lidya Kralı Kroisos tarafından başlatılan ve 120 yıl süren çalışma sonrasında ortaya çıkmış olan tapınak, tamamı mermerden yapılmış ve 100 sütun üzerine kurulmuştur. Romalı tarihçi Piny’e göre ise tapınağın yapımında 18 metrelik 127 adet sütun kullanılmıştır.

 

 

Yunan mimar Chersiphron tarafından yapılan tapınak, dönemin en ünlü heykeltraşları Polyclitus, Pheidias, Cresilas, ve Phradmon tarafından yapılmış heykellerle süslenmiştir.

Ayakta olduğu binlerce yıl boyunca bir çok tehlike atlatan tapınak yapılışından 200 yıl sonra M.Ö. 21 Temmuz 356 yılında adını ölümsüzleştirmek isteyen Herostratus isimli bir Yunanlı tarafından ateşe verilmiş ve Büyük İskender aynı gece dünyaya gelmiştir. Yangının ardından tekrar yapımına başlansa da halk tam olarak başarıya ulaşamamıştır. M.S. 263 yılında Hristiyanlığın yaygınlaşması ile birlikte gotların istilasına uğrayan bölgede giderek önemini yitirmiştir.

1900’lü yıllarda başlayan kazılarla birlikte ortaya çıkarılan bir çok eser İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin yanı sıra İngiltere’de British Museum ve Fransa’daki ünlü Louvre Müzesi’nde sergilenmektedir. Günümüze kadar yalnızca tek sütunu kalan tapınak inşaat firmalarına da ilham kaynağı olmuştur. Kıbrıs’ta yapılan Kaya Artemis Resort Oteli, Artemis Tapınağı’nın birebir uyarlaması olarak müşterilerine hizmet vermektedir.

Fotoğraf kaynakları:

https://judyanddavidsgapyear.wordpress.com/2014/10/12/turkey-ephesus-part-2/

http://teacongress.org/Congress-Tours–Social-Actvities-ipages-en70.cgi

İnsanlık Tarihi Kadar Eski: Efes Antik Kenti

Kuruluşu milattan önce ikinci yüzyıla kadar dayanan ve içerisinde bulunan Artemis Tapınağı ile dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen Efes Antik Kenti, aradan geçen binlerce yıl ve yıkılan onca yapısına rağmen kültür turistlerinin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.

Lydia Kralı Kroisos tarafından Bereket Tanrıçası Artemis için yapıldığı düşünülen ve yapımı 120 yıl süren Efes Antik Kenti, Helenistik Çağ’ın başkenti olmakla birlikte limanlara olan yakınlığı ve konumu itibariyle dönemin en önemli politika ve ticaret merkezlerinden biri halini almıştır.

Efes tarihi öneminin yanı sıra Hristiyan dini için de özel anlam taşımaktadır. St. John’un İncil’i burada yazdığı ve Meryem Ana’nın da Efes Antik Kenti sınırları içerisinde yaşamını yitirdiği kabul edilmektedir. Bu nedenle ziyaretçi sayısının büyük bir çoğunluğunu Hristiyanlar oluşturmaktadır.

İçerisinde 58 antik yapı barındıran Efes’in bir çok binası günümüze kadar ulaşmamış olsa da bir çok kez yer değiştiğinden dolayı kalıntıları 8 km2’lik bir alana yayılmıştır. Ayasuluk Tepesi, Artemision, Efes ve Selçuk olarak 4 ana bölgeye ayrılan antik kent dünyanın her yerinden yılda ortalama 1,5 milyon turisti ağırlamaktadır.

1996 yılında bugünkü İzmir’in Selçuk ilçesinin 3 km uzağında keşfedilen Efes Antik Kenti başka bir deyişle Efes Harabeleri Arkeleog Adil Evren başkanlığında yapılan araştırmalar sonucu keşfedilmiştir.

Yaz döneminde (Nisan-Ekim) 08:30 – 19:00 ve kış döneminde (Kasım-Mart) 08:00 – 17:00 saatleri arasında ziyaret edebileceğiniz Efes’e kapıda ödeyebileceğiniz 25 TL’ye alternatif olarak yine kapıda temin edebileceğiniz Müzekart ve Müzekart+ ile giriş yaparak, insanlık tarihi kadar eski olan bu yerleşim bölgesinin keyfini çıkarabilirsiniz.

Efes Antik Kenti’nin Tarihçesi

Efes Antik Kenti’nin özellikleri nelerdir?

İzmir ili, Selçuk İlçesi sınırlarında bulunan Efes Antik Kenti, antik dünyanın en önemli yerleşim yerlerinden biridir ve dünyadaki en ünlü antik kentlerden biridir.

Her yıl yüz binlerce ziyaretçiyi ağırlayan Efes Antik Kenti için, Türkiye’nin en ünlü antik kenti dersek yanlış olmaz.

Bronz Çağı’nda, Anadolulu bir yerleşim yeri olduğu tahmin ediliyor ve adının “Apasas” adından geldiği, bunun da savaşçı bir kraliçenin ismi olduğu söyleniyor.

Efes Antik Kenti’nin ilk yerleşim birimi, bugün Selçuk ilçesindeki kalenin bulunduğu ve Aziz John Kilisesi’nin bulunduğu tepe olduğu düşünülüyor.

Efes Antik Kenti’nin ilk zamanlarda burada kurulduğu ve burada Anadolu’nun Ana Tanrıça kültünün devamı olan Artemis kültünün önemli bir tapınç merkezi olduğu ve hatta antik çağlarda insanların buraya “hac” ziyaretinde bulundukları biliniyor.

Bu antik kentin büyük ihtimalle Troya Savaşı’ndan sonra, M.Ö. on ikinci ve on birinci yüzyıllarda Antik Yunanlılar tarafından işgal edildiği, daha sonra buradaki yerel halkla karışan Yunanlıların burada bir antik şehir devleti kurdukları ve ismini de Ephesus (Efes) olarak değiştirdikleri söyleniyor.

Büyük İskender’den sonra, Lysimakhos M.Ö. üçüncü yüzyılda Efes Antik Kenti’ni Selçuk şehrindeki kalenin bulunduğu yerden bugünkü Efes Harabeleri’nin bulunduğu Bülbül Dağı ve Panayır Dağı arasındaki vadiye taşımıştır. Ve bu şehir taşındıktan sonra çok önemli bir liman kenti olmuş ve Roma’nın Asya eyaletinin baş kenti ve İmparatorluğun 4 büyük kentinden biri olmuştur.

Efes’e zenginliğini ve refahını getiren liman, Küçük Menderes Çağı’nın taşıdığı alüvyonlarla daha antik çağlarda dolmaya başlamıştır. Hatta İmparator Adrianus 2. yüzyılda bu limanın dolmaması için çeşitli çalışmalar yapmış, kanallar açmıştır ancak 4. yüzyıldan sonra Efes Limanı artık kullanılamaz hale gelmiş ve Efes Antik Kenti terk edilmiştir.

Kaynak: Uzman TV, A. Serhan Güngör

Efes-Bizans Su Kemerleri

Efes Kenti’ne su taşıyan su yollarına Bizanslılar döneminde bir çok su kemerleri yapılmıştır. Bizans su kemerleri Şirince Boğazı’ndan Efes Kenti içerisine kadar uzanmaktadır. Sağlam olarak günümüze kadar gelen kısımları St. Jean takip kapısının doğusundan başlayarak Efes içerisinde ve istasyon çevresinde görülebilmektedir.

Bizans su kemerleri, Selçuk ve Belevi su kaynaklarından elde edilen içme sularının kısmen kayaların oyularak kısmende topraktan yapılma borular ile Bizans döneminde yerleşim yeri olan Ayasuluk Tepesi‘ne ve St. Jean Kilisesi’ne ulaştırıyordu. Özellikle istasyon çevresinde yer alan su kemerleri incelendiğinde Artemis ve Efes’den getirilen mermer blokların kullanıldığı görülmektedir. Arkaik döneminin izlerini taşıyan İon sütun başlıkları bugün Selçuk Efes Müzesi Büyük Avlu Salonu’nda sergilenmektedir.

 

 

 

Efes Pamucak

Efes-Pamucak

Efes ve çevresindeki yerleşim yerlerinin tarihi M.Ö. 6000 yılına kadar uzanmaktadır. Bölgeye ilk yerleşenler Hititler olmuştur. Efes‘te yer alan yerleşim yerlerinden biri de Pamucak olmuştur.  M.Ö. 1050 Yılında Androkslar tarafından ele geçirilen bölge M.Ö. 7 yüzyılda ise Kimmerler’in istilasına uğramıştır. Pers egemenliğine geçiş tarihi ise M.Ö. 386 yılına denk gelmektedir.

Pamucak, 300 yıllarında Büyük İskender yönetimindeki Makedonya’nın hakimiyetine geçmiştir. Osmanlı devletinin topraklarına dahil olması ise 1426 yılında olmuştur. Günümüzde İzmir’e bağlı bir belde olan Pamucak’ta, Çamlık Tren Müzesi, Kuş Cenneti, Saadet Hatun Hamamı, Barutçu ve Gebekirse Gölleri önemli gezi yerleri arasındadır. Pamucak 3 adet mavi bayraklı plajı ile İzmir’in turizm merkezlerinden biridir.

Efes-Keçi Kalesi

Selçuk Belevi Köyü’nün karşısında yer alan Alaman Dağı’nın zirvesinde yapılmış bu kale konumu itibari ile gözetleme kalesi olma görevini üstlenmiştir. Keçi Kalesi Menderes Ovası’na hakim ve Sardes Yolunu kontrol altında tutabilecek bir konumda bulunmaktadır.

Helenistik dönemde yapılan Keçi Kalesi, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de aktif olarak kullanılmıştır. Keçi Kalesi hem Sardes ticaret yoluna gözcülük yapmak için hem de Selçuk Kalesine Kuzey tarafından gelebilecek saldırıları önceden görmek ve hazırlıklı olmak amacı ile kullanılmıştır.

Kalenin isminin Keçi Kalesi olması da bir efsaneye bağlanmaktadır. Efsaneye göre dik yamaçları nedeni ile yıllarca fethedilemeyen kale, dahiyane bir fikir ile fethedilmiştir. Bir gece yarısı köylülerden toplanan keçilerin boyunlarına fenerler bağlanmış ve sürü halinde kalenin bulunduğu dik yamaca salınmıştır. Kale görevlileri ise gecenin karanlığında keçi sürülerini kalabalık bir ordu zannetmeleri ile kaleyi arka kapıdan terk edip kaçmışlar ve böylece kale hiç kan dökülmeden fethedilmiştir. Efsane, bu fetih sonrasında kalenin isminin Keçi Kalesi adını aldığını söylemektedir.

Efes Belediye Sarayı-Prytaneion

Efes Antik Kenti içerisinde Artemis Tapınağı’ndan sonra en kutsal sayılan mekan Prytaneion – Efes Belediye Sarayıdır. Prytan olarak anılan kişi Belediye Başkanı görevine sahipti. Prytaneion’un etrafında imparator ve tanrıça heykellerinin yer alıyor olması nedeni ile bu sarayın kutsal sayılan bir mekan olduğu kabul edilmiştir.

Efes Kentinin tanrıçası Hestia idi. Prytaneion’un sağ tarafında Tanrıça Hestia sunağı yer alırdı ve bu sunağın içerisinde kutsal olarak kabul edilen bir ateş yanardı. Kentin ölümsüzlüğünü simgeleyen bu ateşin sönmesi uğursuzluk olarak kabul edildiği için Prytan’ın en önemli görevi bu kutsal ateşin sönmemesini sağlamaktı.

Efes’te Hristiyanlığın kabul edildiği dönemde, Prytaneion’da yer alan heykellerin hamam inşaatında kullanılmaması için işçiler tarafından heykeller gömülmüştür. 1957 yılında gerçekleştirilen kazılarda ortaya çıkan bu eserler Efes Müzesi’nin en değerli parçalarını oluşturmaktadır.

 

 

 

Efes Tarihi Su Yolları

Efes Antik Kenti tarihi su yolları ile su mühendisliği içinde büyük önem teşkil etmektedir.

Şirince Selenus Su Yolu, Efes’in doğusunda yer alan Şirince beldesinden pişmiş toprak borular ile iletilen 8 km uzunluğunda su yoludur. M.Ö 6. yüzyıldan kaldığı tahmin edilmektedir.

Derbentdere Marnas Su Yolu,  Efes’in güneydoğusunda yer alan pınarlardan kısmen kayaların oyularak, su kemerleri ile Marnas vadisi aşılarak Efes kentine suyun ulaşması sağlanmıştır. Bu su yolu Osmanlı Döneminde de kullanılmıştır.

Değirmendere Kenchrios Su Yolu, Efes’in güneybatısında Kuşadası yakınında yer alan Değirmendere pınar sularının kayaların oyulması ile oluşan 43 km uzunluğundaki su yoludur. M.S. 1. yüzyıldan kaldığı tahmin edilmektedir.

Kayapınar Kaystros Su Yolu, Efes’in kuzeydoğusunda yer alan Belevi beldesindeki Kayapınar sularının kısmen kayaların oyulması kısmen de toprağa gömülü olan toprak borular ile oluşan 40 km uzunluğunda su yoludur. M.S. 2. yüzyılda inşa edildiği tahmin edilmektedir.

Efes – Şirince Beldesi

Selçuk İlçesinin doğusunda yer alan Şirince Beldesi, Menderes Nehri’nin getirdiği alüvyonlar ile oluşan Efes Ovası’ndan Aydın Dağlarına doğru uzanan bir tepede konumlanmıştır. Ayasuluk Tepesinden ovaya doğru inen bir çok tepenin yer aldığı Şirince günümüzün en çok ziyaret edilen kültür ve doğa turizm merkezlerinden biri olmuştur.

Şirince Beldesi’nin yazılı kayıtlara göre tarihi 16. yüzyıla dayanmaktadır. Çok fazla bilginin yer almadığı kayıtlarda beldenin adının o dönemlerde Çirkince olduğu yazılmaktadır. Şirince beldesinde yer alan Aziz Loannes Kilisesinde yapılan onarım çalışmalarında bulunan kitabeye göre 1832 yılında Seyyah Arundell’in Şirinceye olan ziyaretinde köyün 300 hane ve Rum oldukları ancak Türkçe konuştukları anlaşılmaktadır. Wood tarafından Artemision’da yapılan kazı çalışmalarında ise Efes Antik Kenti ve Ayasuluk çevresindeki arazilerin sıtma gibi hastalıklar nedeni ile sadece tarım mevsiminde kullanıldığı tespit edilmiştir.

Efes – Çifte Kiliseler

Efes Antik Kenti içerisinde yer alan Çifte Kiliseler, Konsül Kilisesi olarak da bilinmektedir. Bizans hamamlarının karşısında yer alan Çifte Kiliseler, M.S. 2 yüzyılda İmparator Hadrianus döneminde yapılan yapının üzerine Bizanslılar döneminde bazilika yapılması sebebi ile bu ismi almıştır.

Efeste yapılan kazı çalışmalarında 1904 yılında bulunan bir kitabede kilisenin Hz. Meryem için yapıldığı yer almaktadır. Çifte Kiliselerde M.S. 431 ile 438 yılları arasında konsül toplantıları yapılmaktaydı. Bu kilisede yapılan ilk  konsül toplantısında Meryem Ana’nın Tanrı Anası olduğu kabul edilmiştir.

Konsül Kilisesi 26.5×29.5 metre ölçülerinde olup ön tarafında sütunlu bir girişi bulunmaktadır. Kilisenin tabanı mozaiktir ve duvarlarında kabartmalı haç motifleri bulunmaktadır. Vaftiz yerinin ortasında vaftiz havuzu vardır.

Page 3 of 6

Powered by WordPress & Theme by Anders Norén